Site Hakkında

 

Şeyh Bedreddîn Hakkında Son Söz” kitâbının başında, kitâbın mü’ellifi diyor ki:

Şeyh–i Ekber Muhyiddîn–i Arabî “Kuddise Sirruh” Hazretleri’ni Ehl–i Sünnet âlimlerinden ve kâmil ve mükemmil mürşidlerden en iyi, kâmil ma’nâda, hakku’l–yakîn mertebesinden tanıyan, bilen İmâm–i Rabbânî Ahmed–i Fârûkî–i Serhendî “Kuddise Sirruh” Hazretleri ve “zü’l–cenâhayn”, allâme, kâmil ve mükemmil mürşid Seyyid Abdülhakîm–i Arvâsî “Kuddise Sirruh” Hazretleri’dir. Seyyid Abdülhakîm EfendiŞeyh Muhyiddîn–i Arabî ve emsâlinin hilâf–ı şerî’at [şerî’ate aykırı] görünen sözleri, hâlet–i sekrde [sekr hâlinde] söylenmişdir ve ma’nâları da bizim anladığımız gibi değildir. O büyüklere hilâf–ı Şerî’at [şerî’ate aykırı] söz isnâd eden, kâfir olur. Şeyh Muhyiddîn–i Arabî ve emsâlî gibi büyüklerin ba’zı kelâmları hilâf–ı Şer’ [Şerî’ate aykırı] görünürse de, doğrudur. Böyle kelâmlara, onların murâdına göre inanmalıdır. Bizim fehm etdiğimiz ma’nâlarla inanmamalıyız. O sözler sekr hâlinde söylenmişdir. Bunların ma’nâ–yı murâdîleri hâlet–i sekre âiddir. Kelâm–ı me’lûfumuzla beyân etmek istemişler ve sahva gelince kendileri o kelâmlarıyla murâdlarının anlatılmamış olduğunu görerek tevbe etmişlerdir. Bizler için bu büyüklerin “Fusûs”, “Fütûhât” gibi kitâblarını okumak câ’iz değildir. Bunlar defter–i evliyâdır. Fekat kelâmları sakatdır. Te’vîl lâzımdır. Şeyh Muhyiddîn kâfir olmaz, zîrâ âlimdir. Te’vîline kâdirdir. İnanan, kâfir dahî olabilir, zîrâ te’vîl edemez. Celâlüddîn–i Rûmî dahî böyledir. Kâfirlerin âhiretdeki azâblarının inkıtâ’ına inanmak, küfürdür. Muhyiddîn–i Arabî’nin bu husûsdaki sözleri hâl–i sekrde söylenmişdir. Ma’nâları bizim anladığımız gibi değildir. O büyüklere hilâf–ı Şerî’at [Şerî’at’e aykırı] söz isnâd eden kâfir olur. Halâya gitmek âdâbını bilmez, Muhyiddîn–i Arabî’nin sözünden bahseder. Ehl–i İslâm, sôfiyyûna tâbi’ olmakla me’mûr değildir. Fukahâya tâbi’ olmakla me’mûruz.” buyurduğu Şeyh–i Ekber Muhyiddîn–i Arabî Hazretleri, Mevlânâ Celâleddîn–i Rûmî Hazretleri ve Sadreddîn–i Konevî “Kuddise Sirruhüm” Hazretleri ve bunların meşrebindeki Simâvne Kâdîsı İsrâ’îl Oğlu Şeyh Bedreddîn Mahmûd Efendi hakkında, bu zamâna kadar yazılanlar, bir kütübhâneyi dolduracak çaptadır.

Şeyh–i Ekber Muhyiddîn–i Arabî Hazretleri ve Mevlânâ Muhammed Celâleddîn–i Rûmî Hazretleri hakkında Cumhûriyet devrinde de yazılan makâlelerin, neşr edilen kitâbların haddi ve hesâbı yok gibidir. Seyyid Abdülhakîm–i Arvâsî Hazretleri’nin yüksek merhametinden ve hakku’l–yakîn makâmından söylediği ve şiddetle men‘ ettiği Şeyh–i Ekber Hazretleri’nin kitâbları hakkında ve bilhâssa “Mesnevî–i Şerîf” hakkında, dahâ ilk adım olarak Farsça’yı en belîğ, en fasîh bilmek şart iken; Farsça’yı, Arabça’yı ve hattâ Osmânlı Türkçesi’ni hîç bilmeyen ba‘zı kimselerin “Mesnevî Uzmanı” kesildiği; “Halâya gitmek âdâbını bilmeyen”lerin  “Muhyiddîn–i Arabî’nin sözünden bahsettiği”, takoz kalınlığında kitâblar yazdıkları ve böylece hem kendi i’tikâdlarını ve hem de takoz kalınlığındaki kitâblarını okuyanların i’tikâdlarını bozdukları bu zamânda; Şeyh–i Ekber Muhyiddîn–i Arabî Hazretleri’nin meşrebindeki Şeyh Bedreddîn Efendi’nin vicdânî zevk, keşf, müşâhede, sahv, mahv hâlinde söylediği; ma‘nâ âleminde görüştüğü Şeyh–i Ekber Hazretleri’nin ba’zı hâllerini haber verdiği; “tevhîd esrârı”ndan kalbine Rabbânî ilhâm ile ilhâm edildiğinden birkaç damlasını çok husûsî meclislerinde bildirdiği ve sonra ba’zı talebeleri tarafından yazıya geçirildiği meşhûr “Vâridât” kitâbı hakkında da çok şeyler yazılmış, çok dedi–kodular yapılmıştır.

Şeyh Bedreddîn Efendi’nin îmânı, i’tikâdı, eserleri hakkında konuşmak, yazmak için en az Şeyh Bedreddîn Efendi kadar fıkh ilmlerini, Arabça’yı, bu dilin kitâblarını yazacak kadar bilmek ve başka pek çok Şer‘î ilmi tahsîl etmek, ledünnî ma‘rifetlerden nasîbli ve silsilesi belli âlimlerden icâzetli bulunmak, Şeyh Bedreddîn Efendi’nin kitâblarını çok iyi okumak, anlamak; sonra yazmak, konuşmak îcâb etmez mi? Veyâ bu evsâfdaki âlimlerin neler yazdıklarını, kitâblarının asıl nüshalarından okumak, anlamak gerekmez mi? Şâh–ı Nakşbend Seyyid Muhammed Behâ’eddîn–i Buhârî “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin mutlak halîfelerinden Hâce Muhammed Pârsâ “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin FarsçaRisâle–i Kudsiyye”sinde “Zâhirî ilimlerde ve bâtınî ma’rifetlerde çok yüksek makâmlara ulaşan ka‘bı yüksek, keremli zâtların sözlerini herkesin anlayamayacağı, bunların zevk yoluyla, ince bir vicdânla, kalb ilimleriyle, keşifle bildirdikleri ve kendi seviyelerinde olmayanlar için şerhe muhtâç olan sözlerinin ve yazılarının yine kendi ayârlarındaki kâmil ve mükemmil şeyhlerin şerhleriyle ve sözleriyle yapılmasının evlâ olduğu; zîrâ kâmil ve mükemmil şeyhlerin ba’zı sözlerinin, ancak kâmil ve mükemmil ba’zı şeyhlerin sözleriyle şerh ve tefsîr edilebileceği” bildirilmektedir.

Şeyh Bedreddîn Efendi, 600 sene evvel iftirâlarla, hasedle, uydurma fetvâ ile şehîd edilmişse de, eserleri hayâttadır ve ilmi olan, ilmine güvenen herkesin istifâdesi için kütübhânelerde durmaktadır. Şeyh Bedreddîn Efendi, bilhâssa Cumhûriyet devrinde, anası cehâlet ve babası hamâkat olan kör ideolojiler ve sağır te’assublar arasındaki dehşetli kavgaların mâlzemesi yapılmıştır. Bizim dibini bulamadığımız bu mes’eledeki cehâletin sebebi, siyâkat ve dîvânî yazı da dâhil Osmânlı Türkçesi’ni [Eski Türkçe]gazete okur gibi” mükemmel bilmekten başka, orta seviyede de olsa Arabça’yı ve Farsça’yı bilmek ve ondan sonra tarîh kitâbı yazmaya kalkışmak şartına ri’âyet edilmemesidir. Tamâmı Arabça olan Şeyh Bedreddîn Efendi’nin eserlerinin yazma bir nüshasını ömründe bir kez olsun görmeyenlerin, “elifi görse mertek zanneden”lerin yalnızca tercüme tarîh kitâblarına bağlı kalarak konuşanların Şeyh Bedreddîn Efendi hakkındaki sözleri, Şeyh Bedreddîn Efendi’nin torunu Hâfız Halîl Efendi’nin ifâdesiyle “kapı gıcırtısı ve sinek kanadının vızıltısı”dır.”

Şeyh Bedreddîn Hakkında Son Söz” kitâbından iktibâslardan başka, Ehl–i Sünnet âlimlerinin, kâmil ve mükemmil mürşidlerin eserlerinin orijinal nüshalarından tıpkıbasımlar yaptığımız, tarîhî hakîkatleri ifşâ ve i‘lân sadedinde çeşîtli vesîkaları, fotoğrafları paylaştığımız ve yaklaşık 3 aydır “simavneli” hesâbından “twitler” yazdığımız sayfamızı “kapı gıcırtısı ve sinek kanadının vızıltısı” kabîlinden delîlsiz, senedsiz yüzlerce i‘tirâza, korkunç bir cehâletin ve te‘assubun netîcesi edebsizliğe varan yazılara istinâden kapatıp, bu siteyi hâzırladık. Burada, “Şeyh Bedreddîn Hakkında Son Söz” kitâbının mü’ellifinin izniyle ve birçoğu da kendi dahliyle Şeyh Bedreddîn Hazretleri de dâhil, Ehl–i Sünnet İ‘tikâdı’na göre yazılan kıymetli, mu‘teber kitâbları, orijinal vesîkaları, fotoğrafları neşr etmeye devâm edeceğiz. Bize yazmak isteyen kıymetli okuyucularımız gercek@seyhbedreddin.net mail adresine yazabilirler.

Muhterem okuyucularımıza arz ederiz.

[08.01.2017]

A. Mücâhid Ertürk

[Editör]

Codea