Simâvne Kâdîsıoğlu Şeyh Bedreddîn Hazretleri’nin “Vâridât” kitâbı hakkında:

Şâh-ı Nakşbend Seyyid Muhammed Buhârî “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin mutlak halîfelerinden kâmil ve mükemmil mürşid Hâce Ubeydullâh Ahrâr “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin halîfelerinden ve İstanbul’da medfûn Şeyh, Seyyid Ahmed-i Buhârî [Emîr Buhârî] “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin hocası olup Hicrî 893’de [1487/1488] Vardar Yenicesi’nde vefât eden kâmil ve mükemmil mürşid Kütâhya-Simâv’lı Şeyh Abdullâh-i İlâhî “Kuddise Sirruh” Hazretleri’nin Şeyh Bedreddîn’in iʿdâmından 60 sene sonra yazdığı ve Şeyh Bedreddîn Mahmûd bin İsrâ’îl Efendi’den ve eserlerinden çok büyük övgülerle bahs ettiği ve “Vâridât” kitâbını tafsîlâtlı olarak Arabça şerh ettiği “Keşfü’l-Vâridât Li-Tâlibi’l-Kemâlât Ve Gâyeti’d-Derecât” kitâbının önsözünün alâkalı kısmını tercüme ederek aşağıda yazdık:

Allâhü Teâlâ’nın rızâsına kavuşanların kutbu, tahkîkî îmâna ulaşanların sultânı, tevhîd ehlinin senedi, nefisleri terbiye eden kâmil ve mükemmil mürşidlerin büyüğü, Allâhü Teâlâ’nın rızâsına kavuşturan yolların rehberi, zâhirî ve bâtınî ilimlerin âlimi ve ârifi, İslâm dîninin ve İslâm milletinin kâmili ‘Şeyh Bedreddîn’ ismiyle meşhûr Kâdîoğlu Mahmûd ‘Kuddise Sirruh’ Hazretleri’nin tasnîf ettiği ‘El-Vâridâtü’l-Gaybiyyetü’l-Akdemiyyetü’l-Akdesiyye” kitâbını buldum. Bu kitâbın ma’nâsından, Şeyh Bedreddîn Efendi’nin pek yüksek, pek mukaddes ilâhî makâmlara, yakînlıklara ve derecelere vâsıl olduğunu anladım. Ve ilâhî sırlara, hakîkatlere kavuşamayan, ilmi az, idrâki kıt, bu sırları ve hakîkatleri müşâhede etmesine mâni’ olan kalblerindeki perdeleri yırtamamış, kaldıramamış kimselerin bu kitâbı anlamasının çok zor olduğunu ve bu sebeblerle bu kitâba dil uzattıklarını, kınadıklarını; bu kitâbdaki latîf nükteleri, pek ince hakîkatleri anlayamadıklarını gördüm. Bunun için de, Allâhü Teâlâ’nın rahmetine, merhametine ve lutfuna pek çok muhtâc zayîf, aczini idrâk etmiş; ‘İlâhî’ ismiyle meşhûr bu Abdullâh, Allâhü Teâlâ’nın, pek yüksek ma’nevî derecelere ve mertebelere nâ’il olmuş velîlerinin mübârek rûhâniyyetlerinden istimdâd ederek, Allâhü Teâlâ’nın yardımlarına sığınarak, istedim ki, bu kitâbdaki anlaşılamayan yerleri kendi kudretim, tâkatim, ilmim derecesinde bu kitâba bir zeyl, bir ek olmak üzere bu âciz ve pek kusurlu hâlimle yazayım. Böylece bu kitâbımı yazmaya başladım ve ‘Keşfü’l-Vâridât Li-Tâlibi’l-Kemâlât Ve Gâyeti’t-Deracât” [Allâhü Teâlâ’nın Rızâsına, Ma’nevî Derecelerin Nihâyetine Ve Kemâl  Makâmlara Kavuşmak İsteyenler İçin Vâridât’ın Keşfi] diye isimlendirdim. Tevfîk, Allâhü Teâlâ’dandır. Bütün yolların bidâyeti de, nihâyeti de Allâhü Teâlâ’dandır ve Allâhü Teâlâ’yadır. Şeyh Hazretleri, Kelâm-i Kadîm’e iktidâ ederek, kitâbına Besmele-i Şerîfe ile başlamıştır.” [Arabça orijinal metni, Ek’dedir. “Şeyh Bedreddîn Hakkında Son Söz” kitâbımızdan.]

Codea